Üniversitelerin Temel Mali Sorunları

Ahmet Arslan tarafından tarihinde yayınlandı

Ülkemizde devlet üniversiteleri hem sayı hem de hacim bakımından büyümeye devam etmektedir. Bununla birlikte üniversitelerin mali sorunları da eşanlı şekilde artmaktadır.

Sayıştay denetimlerinde de tespit edilen söz konusu sorunların bazılarını aşağıda başlıklar halinde irdeleyebiliriz.

  1. Üniversitelerin Özgelirlerinin Yetersizliği

2021 yılında üniversitelere tahsis edilen ödenek (gider bütçesi) miktarı yaklaşık olarak 45 Milyar TL olup, bu tutarın sadece 3 Milyar TL’sinin (% 6,7’si) üniversitelerin kendi öz gelirleri ile kalan kısmının ise Hazine yardımı olarak genel bütçeden karşılanması öngörülmektedir.

Popülist faktörlerin etkisiyle kaldırılan öğrenim harçları üniversitelerin öz gelirlerini ve dolayısıyla mali özerkliğini ve hesap verebilirliğini zedelemiş ve tamamen merkezi yönetimin vergi gelirlerine bağımlı hale gelmesine yol açmıştır.

Her ne kadar üniversitelerin bazı bilimsel araştırma projeleri çeşitli ulusal veya uluslararası kuruluşlarca finanse edilmekte ise de söz konusu projelerin akıbeti ve projelere ilişkin harcamalarda bir çok belirsizlikler bulunmaktadır.

  1. Üniversite Hastanelerinin Sürekli Zarar Etmesi

Üniversite hastanelerinin sunduğu hizmetlerin neredeyse tek alıcısının (monopson) SGK olması ve tedavi bedellerinin söz konusu kurum tarafından tek taraflı olarak piyasa rayiçlerinin ve tedavi maliyetlerinin altında belirlenmesi üniversite hastanelerinin zarar etmesine yol açmaktadır.

Hasta sevk zincirinin yeterince işlememesi üniversite hastanelerindeki öğretim elemanlarının mesailerinin büyük bir kısmını katma değeri düşük olan hasta muayene işlerine ayırmalarına sebebiyet vermektedir.

Üniversite hastanelerinde bazı öğretim elemanlarının mesai saatleri içinde özel muayene ve tedavi yapması ve döner sermaye katkı paylarının tahakkuk ve dağılımındaki denetim eksikliği kaynakların verimli kullanılmasına engel teşkil etmektedir.

Üniversite hastanelerinin zarar etmesinin başlıca sebepleri şu şekilde sıralanabilir:

– Hastane işletme maliyetinde yıllar itibarıyla artış olmasına karşılık Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ekinde yer alan birim fiyatların değişmemesi,

– Üniversite hastanelerinin 3. derece yani son başvuru merkezleri olması dikkate alındığında, sundukları sağlık hizmetlerinin ileri teknikleri kapsayan yüksek maliyetli tedavi yöntemleri olması ancak bu hizmetlere ilişkin maliyetlerle orantılı fiyatlandırmanın yapılmamış olması,

– Bilimsel araştırma giderlerinin döner sermaye gelirlerinden desteklenmesi,

– Üretilen hizmetle doğrudan ilgili olmayan personel ödemeleri ve cari giderlerin döner sermaye işletmesinden karşılanması,

– Nakit yetersizliği nedeniyle tedarikçilere ödemelerin zamanında yapılamamasının satın alma maliyetlerini artırması,

– Paket tedavi programlarında özel durum arz eden hastalıkların tedavisi için harcanan malzeme ve ilaç bedellerinin tümünün yer almaması,

– Bakılan hasta sayısının artması ve yeni maliyet kalemlerinin (tıbbi atık imhası, hasta veya yatak başı standartları vb.) ortaya çıkması,

– Döner sermaye işletmesi zarar etmesine rağmen katkı payı ödemelerinde kısıntıya gidilmemesi, gelire doğrudan katkısı olmayan personele dahi katkı payı ödemesi yapılması,

– İşletme gelirlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna bağımlı olması ve Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura edilen hizmetlerden kesintiler yapılması,

– Maddi duran varlıkların bakım, onarım ve yatırım maliyetlerinin artması.

Hastanelerin sürekli zarar etmesi tedavi süreçlerinde mal ve hizmet tedarikinde zorluklarla karşılaşılmasına sebebiyet verdiği gibi hastane bünyesinde gerçekleştirecek AR-GE faaliyetlerine yeterli kaynak ayrılmasını da zorlaştırmaktadır.

  1. Üniversite-Piyasa İşbirliğinin Yeterince İşletilmemesi

Devlet üniversiteleri yasal olarak bedel karşılığında piyasaya danışmanlık, eğitim, yayın, bilirkişilik vb. hizmetler sunulabilmekte olup söz konusu faaliyetlerden elde edilen gelirlerin bir kısmı öğretim elemanlarına dağıtılmakta, bir kısmı ise üniversite ve döner sermaye bütçesine mal edilmektedir.

Bununla birlikte, endüstriyel olarak gelişmiş kentlerde bulunan üniversitelerde bile söz konusu beşeri sermaye imkanının etkili bir şekilde kullanılmadığı görülmektedir.

Akademik personelin söz konusu ek gelir imkanlarından yararlanamaması verimlilik ve motivasyon kaybına da sebebiyet vermektedir.

Son yıllarda üniversite bünyesinde Tekno-parklar kurulmasına karşın söz konusu yapıların işletmesi ve yönetiminde bazı sorunlar bulunmaktadır.

  1. Üniversite Bütçelerinin Katılımcı Yöntemlerle ve İç Dinamikler Dikkate Alınarak Hazırlanmaması

Yasal olarak üniversite bütçelerinin hazırlanmasında birim maliyetler, üniversitenin performans hedefleri, fayda-maliyet, maliyet-etkinlik vb. unsurların dikkate alınması gerekirken uygulamada bütçeler bir önceki yılda gerçekleşen bütçe kalemlerinin enflasyon veya yeniden değerleme oranında arttırılması suretiyle hazırlanmaktadır. Hantal yapıya kavuşmuş olan söz konusu kalemlerin nasıl gerçekleştiği yeterince denetlenmemektedir.

Bunun sonucunda da içinde bulunduğumuz yılda en yüksek bütçeli üniversitenin bütçe büyüklüğü 1 Milyar 486 Milyon TL iken en düşük bütçeli üniversitenin bütçesi 36 Milyon TL olarak öngörülmüştür. Bu iki üniversiteden mezun iki gencin aynı imkanları elde ettiğinden söz edilemez.

Bütçe tahsisinin üniversitelerin bilimsel başarısı ve performansına dayalı olarak yapılmaması beraberinde kaynak israfını getirmektedir.

  1. Bilimsel Araştırma Projesi (BAP) Kaynaklarının Yeterli Etkinlikte ve Amacına Uygun Şekilde Kullanılmaması

– Bilimsel araştırma projesi tanımına ve amacına uygun olmayan faaliyet ve projelere kaynak aktarılarak bilimsel araştırma projesi kapsamında değerlendirilemeyecek kurs, sempozyum, kongre, panel gibi etkinliklere iştirak edilmesi,

– Tüketim malzemesi, dayanıklı taşınır gibi idare ihtiyaçlarının temel ihale usulleri dışında istisna düzenlemeleriyle karşılanması,

– Bilimsel araştırma projelerine ilişkin projenin başlama tarihinden itibaren her altı ayın son haftası içinde ara rapor verilmesi ve proje neticesinde kesin rapor sunulması gerekmekte iken projelere ait ara ve sonuç raporlarının teslim edilmemesi veya geç teslim edilmesi,

– Desteklenen projeler kapsamında edinilen taşınırların projenin sona ermesini müteakip taşınır sistemine dahil edilmemesi ve proje yöneticisinin zimmetinde bırakılması nedeniyle diğer personelin kullanımına imkân verilmemesi,

– Projelerin süresi içinde tamamlanmaması,

üniversitelerdeki BAP’lara ilişkin başlıca sorunlardır.

  1. Ödeneklerin Sadece Üst Yöneticinin İnisiyatifinde Kullandırılması

Kamu idarelerinde ödeneklerin birimler itibariyle dağılımı bütçe kanunu veya kararnamesi ile baştan belirlenmesine karşın üniversitelerde ödenekler yıl içinde üst yönetici olan rektörün inisiyatifi ile (ödenek gönderme belgesi düzenlenerek) akademik birimlere ve idari birimlere tahsis edilmektedir.

Katılımcılığın yeterince olmadığı üniversitelerde bu durum kaynakların optimal şekilde kullanılmasına imkan vermemektedir.

  1. Taşınmaz Malların Yönetiminde Etkinsizlik

Üniversitelere ait bazı taşınmazların üniversite bünyesindeki vakıf, dernek, kooperatif, iktisadi işletme vb. bütçe dışı kurumların kullanımına verilmesi ve taşınmaz kiralamalarına ilişkin ihale süreçlerindeki bazı usulsüzlükler üniversitelerin bu kaynaklardan yeterli gelir elde etmesine mani olmaktadır.

  1. Hesap Verebilirlik Mekanizmasının Yeterince İşlememesi

Kamu idarelerinde genellikle hiyerarşik veya organik (örneğin belediyelerde belediye meclisi) hesap verme mercileri bulunmasına karşın üniversitelerde kaynakların amacına uygun ve verimli şekilde kullanıldığını denetleyen rektörden bağımsız herhangi bir organ bulunmamaktadır.

Üniversiteler YÖK Denetleme Kurulu tarafından denetlenmekle birlikte söz konusu denetim yeterli etkinlikte değildir. Sayıştay denetimi de sadece belli bazı alanlara odaklanmaktadır.

İç denetim sadece rektörün iradesiyle gerçekleştiğinden ve iç denetim raporları sadece rektör tarafından uygulamaya konulabildiğinden üniversitelerde iç denetim mekanizmaları da yeterince işlememektedir.

Üniversitelerde hesap verme mekanizmasının güçlendirilmesi açısından muhasebe hizmetlerinin Hazine ve Maliye Bakanlığınca yürütülmesi ve iç denetim raporlarının belli bazı kurul ve mercilerde görüşülmesinde fayda bulunmaktadır.

Sonuç

Üniversiteler ülkenin nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve bilimsel çalışmalarda başrol oynayan kurumlar olmakla birlikte özellikle devlet üniversitelerinin karşı karşıya olduğu bazı mali sorunlar bu misyonun gerçekleştirilmesi zorlaştırılabilmektedir.

Bu sorunların bir kısmı üniversitelerin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanmakta birlikte bir kısmı dış faktörlerden kaynaklanmaktadır.

Bu nedenle genç ve dinamik bir beşeri sermaye kaynağına sahip olan ülkemizde sorunun bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak üniversitelerin mali imkanlarının bilimsel performansla paralel olarak iyileştirilmesi ve buna paralel olarak hesap verebilirlik müessesesinin güçlendirilmesi önem arz etmektedir.

Kategoriler: Genel

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir